<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
	<title>Kadın, Kadın haberleri, Kadınca, Moda, Sağlık, Makyaj, Cilt Bakım, Cinsellik, Cstetik, Güzellik, Lazer epilasyon</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlaralemi.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlaralemi.com</link>
	<description>Kadın, Kadın haberleri, Kadınca, Moda, Sağlık, Makyaj, Cilt Bakım, Cinsellik, Cstetik, Güzellik, Lazer epilasyon</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2012 17:19:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Fetih 1453 hangi kanalda yayınlanacak?</title>
		<link>http://www.kadinlaralemi.com/fetih-1453u-yayinlayacak-tv-kanali.html</link>
		<comments>http://www.kadinlaralemi.com/fetih-1453u-yayinlayacak-tv-kanali.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 17:03:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[fetih 1453]]></category>
		<category><![CDATA[fetih 1453 film fragmanı]]></category>
		<category><![CDATA[fetih 1453 filmi]]></category>
		<category><![CDATA[fetih 1453 filmini izle]]></category>
		<category><![CDATA[fetih 1453 fotoğrafları]]></category>
		<category><![CDATA[fetih 1453 fragman]]></category>
		<category><![CDATA[fetih 1453 izle]]></category>
		<category><![CDATA[fetih 1453 ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[fetih 1453 ne zaman vizyona girecek]]></category>
		<category><![CDATA[Fetih 1453 ne zaman yayınlanacak]]></category>
		<category><![CDATA[fetih 1453 oyuncuları]]></category>
		<category><![CDATA[fetih 1453 resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fetih 1453 showtv de]]></category>
		<category><![CDATA[Fetih 1453 tv de yayınlanacak]]></category>
		<category><![CDATA[Fetih 1453'u showtv aldı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlaralemi.com/?p=2864</guid>
		<description><![CDATA[İlk 3 gün gişe rekorlarını alt-üst eden &#8216;Fetih 1453&#8242; televizyon gösterim satışında da rekor kırdı. Film bugüne kadarki en yüksek gösterim ücretini aldı. Ortak yapımcılar Faruk Aksoy, AyşeGermen ve Servet Aksoy, ‘Fetih 1453’ü SHOW TV’ye 2 milyon TL’ye sattı. İSTANBUL’un fethini konu edinen ‘Fetih 1453’, geçtiğimiz perşembe günü 450 kopyayla 850 salonda gösterime girdi. Faruk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlk 3 gün gişe rekorlarını alt-üst eden &#8216;Fetih 1453&#8242; televizyon gösterim satışında da rekor kırdı. Film bugüne kadarki en yüksek gösterim ücretini aldı.</p>
<p>Ortak yapımcılar Faruk Aksoy, AyşeGermen ve Servet Aksoy, ‘Fetih 1453’ü SHOW TV’ye 2 milyon TL’ye sattı.</p>
<p>İSTANBUL’un fethini konu edinen ‘Fetih 1453’, geçtiğimiz perşembe günü 450 kopyayla 850 salonda gösterime girdi. Faruk Aksoy’un Ayşe Germen ve Servet Aksoy’la ortak yapımcılığınının yanı sıra yönetmenliğini üstlendiği ‘Fetih 1453’te başrolleri Devrim Evin, İbrahim Çelikkol, Dilek Serbes ve Recep Aktuğ paylaştı.</p>
<p>Çekimleri 3 yılda tamamlanan ‘Fetih 1453’, 1 milyon 403 bin 662 izleyiciyle Türk Sineması’nın en iyi açılışını elde ederek bir rekor kırmıştı. 17 milyon dolarlık bütçesiyle en pahalı Türk filmi unvanına da sahip olan filmşimdi de televizyona en yüksek ücrete satılan filmolmayı başardı. Yapımcıları, filmi aynı zamanda dizisini de çekecekleri SHOW TV’ye 2 milyon TL’ye sattı. Böylelikle ‘Fetih 1453’, Türk Sineması’nda şimdiden üç rekorun sahibi oldu.</p>
<p><a title="fetih 1453 fotoğrafları" href="http://www.kadinlaralemi.com/galeri/album/515/fetih-1453-filminin-fotograflari"><img class="aligncenter" src="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/fotoGaleri.jpg" alt="" /></a></p>
<div><iframe title="YouTube video player" src="http://www.youtube.com/embed/dUmTECxOMmg?hd=1" frameborder="0" width="600" height="350"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlaralemi.com/fetih-1453u-yayinlayacak-tv-kanali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/Fetih1453-300x122.jpg" length="13305" type="image/jpg" /><media:content url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/Fetih1453-300x122.jpg" width="300" height="122" medium="image" type="image/jpeg" />	</item>
		<item>
		<title>Pamela Anderson Türkiye&#8217;ye geliyor</title>
		<link>http://www.kadinlaralemi.com/pamela-anderson-turkiyeye-geliyor.html</link>
		<comments>http://www.kadinlaralemi.com/pamela-anderson-turkiyeye-geliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 16:50:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye'den]]></category>
		<category><![CDATA[acun ılıcalı]]></category>
		<category><![CDATA[acunn]]></category>
		<category><![CDATA[acunn.com]]></category>
		<category><![CDATA[acunn.com görüştürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[Pamela Anderson]]></category>
		<category><![CDATA[Pamela Anderson acunn.comda]]></category>
		<category><![CDATA[Pamela Anderson geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[Pamela Anderson görüşmek isteyen acunn.com da]]></category>
		<category><![CDATA[Pamela Anderson kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Pamela Anderson türkiye'de]]></category>
		<category><![CDATA[Pamela Anderson türkiye'ye gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Pamela Anderson'la görüşmek]]></category>
		<category><![CDATA[videonmu çek acunn.com a gönder]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlaralemi.com/?p=2860</guid>
		<description><![CDATA[Dünyaca ünlü oyuncu Pamela Anderson Türkiye’deki hayranlarına sosyal medya aracılığıyla verdiği sözü tutarak Türkiye’ye geliyor. Patos’un birçok mecrada marka yüzü olan ve yeni ürünü Patos Sticks’in reklam kampanyasında rol alan aktris, yeteneklerini gösteren videolarını acunn.com’a yükleyenler arasından belirleyeceği üç hayranıyla buluşacak. Benzersiz güzelliği ve başarılı oyunculuğuyla tüm dünyanın ilgisini üzerinde tutmayı başaran Pamela Anderson, Türkiye’deki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü oyuncu Pamela Anderson Türkiye’deki hayranlarına sosyal medya aracılığıyla verdiği sözü tutarak Türkiye’ye geliyor. Patos’un birçok mecrada marka yüzü olan ve yeni ürünü Patos Sticks’in reklam kampanyasında rol alan aktris, yeteneklerini gösteren videolarını acunn.com’a yükleyenler arasından belirleyeceği üç hayranıyla buluşacak.</p>
<p>Benzersiz güzelliği ve başarılı oyunculuğuyla tüm dünyanın ilgisini üzerinde tutmayı başaran Pamela Anderson, Türkiye’deki hayranlarıyla buluşmaya geliyor. Patos’un marka yüzü olan ve rol aldığı Patos Sticks reklam filmindeki sempatik oyunculuğuyla büyük ilgi gören ünlü aktris, 29 Şubat’ta Türkiye’de olacak.</p>
<p>Pamela Anderson’la tanışmak isteyen hayranları, reklam filmindeki gençlerin yaptığı gibi, onun dikkatini çekecek bir yeteneklerini gösteren videolarını 26 Şubat’a kadar www.acunn.com internet sitesine yükleyecekler. Katılımcılar arasından belirlediği üç hayranlarıyla buluşacak olan başarılı oyuncu Pamela Anderson, Türkiye’de bulunduğu günler içinde başka sürpriz projelerde de yer alacak ve uzun süre kendinden söz ettirecek.</p>
<p>Kampanya için çekilen reklamın ilk duyurusunu geçtiğimiz aylarda Twitter’dan yapan Pamela Anderson, bu ay İstanbul’a geleceğini belirtmişti. Anderson, Twitter ve Facebook’tan paylaştığı duyuruya Türklerin espri anlayışının çok hoşuna gittiğini de eklemişti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlaralemi.com/pamela-anderson-turkiyeye-geliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/pamelaanderson-300x122.jpg" length="10629" type="image/jpg" /><media:content url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/pamelaanderson-300x122.jpg" width="300" height="122" medium="image" type="image/jpeg" />	</item>
		<item>
		<title>Erkek kısırlığında mucizevi yöntem</title>
		<link>http://www.kadinlaralemi.com/erkek-kisirliginda-mucizevi-yontem.html</link>
		<comments>http://www.kadinlaralemi.com/erkek-kisirliginda-mucizevi-yontem.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 16:41:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerin kısırlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kısır]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlıkta neler yapılarbilir]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlıkta yapılması gerekenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlaralemi.com/?p=2857</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk sahibi olamayan çiftlerin yaklaşık yarısında erkek ile ilgili sorunlar görülmektedir. Sperm sayısı veya kalitesiyle ilgili sorunların çoğunun ‘neden’ kaynaklandığı konusunda hala net bilgi yoktur. Bahçeci Sağlık Grubu Üroloji Uzmanı Op.Dr. Emre Bakırcıoğlu çocuk sahibi olamayan erkeklerde en sık rastlanan sorunlar, tedavi yöntemleri, TESE ve Mikro TESE hakkında soruları cevaplandırdı. Erkek kısırlığının nedenleri nedir? Erkek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk sahibi olamayan çiftlerin yaklaşık yarısında erkek ile ilgili sorunlar görülmektedir.</p>
<p>Sperm sayısı veya kalitesiyle ilgili sorunların çoğunun ‘neden’ kaynaklandığı konusunda hala net bilgi yoktur. Bahçeci Sağlık Grubu Üroloji Uzmanı Op.Dr. Emre Bakırcıoğlu çocuk sahibi olamayan erkeklerde en sık rastlanan sorunlar, tedavi yöntemleri, TESE ve Mikro TESE hakkında soruları cevaplandırdı.</p>
<p><strong>Erkek kısırlığının nedenleri nedir?</strong></p>
<p>Erkek kısırlığının nedenleri; erkeğin çocuk yaşta geçirdiği hastalıklar, inmemiş testis hikâyesi, anatomik bozukluk olan ‘varikosel’ adı verilen testise giden damarlardaki genişlemelere bağlı olan rahatsızlıklardır. Daha az oranda da sperm yapımından sorumlu olan hormonlardaki bozukluklar (düşüklükler) ve genetik yapıyla ilgili problemlere rastlanır. Genetik yapı bozukluklarından ‘Klinefelter Sendromu’ en sık görülen kromozom bozukluğudur.</p>
<p><strong>Erkek kısırlığının ilaçla tedavisi mümkün mü?</strong></p>
<p>Kısırlık problemi olan erkeklerin yalnızca bir kısmını oluşturan ‘Hipogonadism’ hasta grubunda ilaç tedavisiyle sperm çıkışı sağlanabilir. Bu erkeklerde ‘Azoospermi’ adı verilen sperm çıkışının hiç olmaması durumu söz konusu iken ilaç tedavisiyle sperm çıkışı sağlanabilir. Bu durum doğuştan veya sonradan gelişmiş olabilir, hormon salınımının azlığı sperm üretimini etkiler. Bu gruptaki azoospermik erkekler ilaçla tedavi edilebilen ve yüz güldürücü sonuçlar alınan yegane çocuk sahibi olamama durumudur.</p>
<p><strong>İlaç tedavisi yeni bir uygulama mıdır?</strong></p>
<p>İlaç tedavisi geçmişten günümüze uygulanan bir yöntemdir. Ancak yeterli doz ve sürede uygulanmadığı zaman olumlu sonuç almak mümkün değildir. Bu hastaların en az bir yıl süreyle ilaç tedavisine devam etmesi gerekir. Geçmişte 3- 4 ay ilaç kullandırılan ve iyi takip edilmeyen bu gruptaki erkeklerin çocuk sahibi olmaları neredeyse imkânsız olduğu düşünülürken bu süre en az 1 yıla çıkartıldığında büyük bir kısmında menide sperm çıkışı sağlanmıştır. Bu gruptaki hastaların bir kısmı doğal yoldan bile gebe kalmayı başarabilir. Bu çiftler tedavi sürecinde desteklenmezlerse ve kısa süreli tedavi nedeniyle başarısızlığa uğrarlarsa; ümitleri kırılır, tedavi olamayacaklarına inanır. Burada önemli olan hastalara güven aşılamak ve ilaçlarını uygun dozlarda ayarlayıp, düzenli olarak kontrollerini yapmaktır.</p>
<p><strong>Tedavi sonunda doğal yoldan gebe kalamayanlar nasıl çocuk sahibi olabilir?</strong></p>
<p>Tedavi sonunda bir kısım hasta doğal yoldan çocuk sahibi olurken bazılarının sperm sayısı ve kalitesi doğal yoldan çocuk sahibi olmaya yeterli düzeylere ulaşmaz. Bu durumda beklemek yerine mikroenjeksiyon tedavisi önerilir. Mikroenjeksiyon sonucunda da gebelik sağlanabilir.</p>
<p><strong>Diğer nedenlere bağlı sperm çıkışı olmayan erkeklerde ilaç tedavisi etkili olabilir mi?</strong></p>
<p>Özellikle ameliyatla (TESE) sperm araştırması yapılan ve sperm çıkışı olmayan bir grup erkek daha vardır. Bu guruptaki erkeklerde mikro TESE denilen operasyon tekniği ile yaklaşık yarı yarıya ameliyatla sperm bulma şansı vardır. Hormon düzeyleri normal ve çoğu zaman normalin üzerinde olduğundan bu erkeklerde ilaçlarla sperm üretimini arttırmak mümkün değildir. Mikro TESE operasyonu ile testis dokusunda sperm bulanamayan erkeklerde sperm elde etmek için henüz yeni bir yöntem gelişmedi. Bazı erkeklerde testosteron seviyelerinde düşük ise operasyondan 2-3 ay öncesinde yükseltmek için ilaç tedavisi kullanılabilir.</p>
<p><strong>Azoospermi durumu sık karşılaşılan bir durum mudur? Ne sıklıkla Mikro TESE yöntemi uygulanır?</strong></p>
<p>Azoospermia yani sperm çıkışının olmaması durumu erkek kısırlığında %10-15 oranında karşılaşılan bir durumdur. Tıkanıklığa veya üretim bozukluğuna bağlı olabilir. Mikro TESE operasyonu sperm üretim bozukluğu olan ve ilaçla tedavi edilemeyen erkeklerde bugün için çocuk sahibi olmalarında tek çözüm. Çünkü bu yolla testis dokularından elde edilen spermler mikroenjeksiyon yoluyla eşlerinin yumurtalarına aktarılarak başarılı bir şekilde embriyo gelişimi ve gebelik sağlanabilir. Mikro TESE yöntemi 1999 yılında ilk kez ABD’de uygulanmaya başlandı. 2002 yılından beri ülkemizde bu operasyon üretim bozukluğuna bağlı erkeklerde sperm bulmak için uygulanmaktadır.</p>
<p><strong>En fazla şansı ve en az şansı olan azoospermik erkekler nasıl ayırt edilir?</strong></p>
<p>Genel olarak sperm bulma başarısı %50 civarındadır. Açıklamak gerekirse; örneğin inmemiş testisi olan erkekler buluğ çağından önce operasyon geçirirse ve testis boyutları iyi düzeylerde ise % 65-70 oranlarında sperm bulma şansı vardır. Geçmişte hiç şans tanınmayan, kromozom yapı bozukluğu olan erkeklerde bile bu yeni teknikle sperm elde etme oranı yükseldi. ‘Klinefelter Sendromu’ olarak adlandırılan ve doğuştan kromozom yapı bozukluğu olan erkeklerde yapılan çalışmada sperm bulma olasılığının yaşla ilgili olduğu tespit edildi. Bu yüzden Mikro TESE yönteminin Klinefelter sendromlu erkeklerde genç yaşlarda yapıldığında sperm bulma şansı arttığı tespit edildi. Ayrıca sperm bulma ve gebelik oranları normal kromozom yapısı olan erkeklerle aynı seviyede olduğunu görüldü. Bu nedenle azoospermik erkeklerin tetkiklerinin tam olarak yapılması ve değerlendirilmeleri gerekir. Ayrıca ameliyatta mikroskop kullanılması bazı azoospermik erkeklerin testis dokusunda sperm bulma şanslarını önemli oranda arttırmakta ve tüp bebek yöntemleriyle çocuk sahibi olma şanslarını da devam ettirmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlaralemi.com/erkek-kisirliginda-mucizevi-yontem.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/kisirlik-300x122.jpg" length="9938" type="image/jpg" /><media:content url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/kisirlik-300x122.jpg" width="300" height="122" medium="image" type="image/jpeg" />	</item>
		<item>
		<title>Bel ağrısı hafife alınmamalı</title>
		<link>http://www.kadinlaralemi.com/bel-agrisi-hafife-alinmamali.html</link>
		<comments>http://www.kadinlaralemi.com/bel-agrisi-hafife-alinmamali.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 16:09:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bel ağrısı hafife alınmamalı]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı için neler yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı için önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığında neler yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar uyarıyor bel ağrısı hafife alınmamalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlaralemi.com/?p=2853</guid>
		<description><![CDATA[Omurilik, beyinden çıktıktan sonra aşağıya doğru bel hizasına kadar giden bir sinir dokusu uzantısıdır. Konya Fizikon Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Uzmanı Dr. Nagihan Yararoğlu, Omurilikten sağlı- sollu 31 çift sinir çıkar; bu sinirler omurgadan ayrıldıktan sonra kendi aralarında birleşip dallara ayrılarak kollara, bacaklara veya gövdeye dağılır; gittikleri bölgenin duyu ve hareket fonksiyonlarını yerine getirir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Omurilik, beyinden çıktıktan sonra aşağıya doğru bel hizasına kadar giden bir sinir dokusu uzantısıdır.</p>
<p>Konya Fizikon Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Uzmanı Dr. Nagihan Yararoğlu, Omurilikten sağlı- sollu 31 çift sinir çıkar; bu sinirler omurgadan ayrıldıktan sonra kendi aralarında birleşip dallara ayrılarak kollara, bacaklara veya gövdeye dağılır; gittikleri bölgenin duyu ve hareket fonksiyonlarını yerine getirir. Boyun bölgesinden çıkan sinirler kollara, bel bölgesinden çıkan sinirler ise bacaklara dağılırlar. Örneğin, hemen herkes tarafından bilinen “siyatik siniri” bacağa giden birkaç sinir dalının birleşmesiyle oluşur ve kalçadan ayak ucuna kadar giderek hareket ve duyu fonksiyonlarını yerine getirir.</p>
<p>Kemik ve sinir dokusunun birbirine çok yakın durması, arada elastik disk dokusunun yer alması ve bunlara bir de elastik kas dokusunun eklenmesiyle ortaya çıkan karmaşık yapılanma, omurgayı dış etkilenmelere karşı açık duyarlı hale getirir ve toplumda çok yaygın olan bel &#8211; boyun ağrılarının ortaya çıkmasına neden olur.</p>
<p><strong>Bel ve Boyun Ağrısı Nedenleri</strong></p>
<p>Günümüzde bel ve boyun ağrıları çok sık görülmeye başlanmıştır. Başta hareketsizlik olmak üzere ev ve iş ortamlarındaki değişik faktörlerin etkisiyle, omurgayla ilgili rahatsızlıklar artmış ve baş ağrısından sonra insanları en çok rahatsız eden önemli bir sağlık sorunu halini almıştır. Bel &#8211; boyun ağrılarının nedenleri çok çeşitlidir. En sık görülen neden, yanlış duruş &#8211; oturuş pozisyonları veya aşırı zorlanma sonucu ortaya çıkan ağrılı durumlardır. Bel &#8211; boyun ağrılarının büyük bölümü mekanik zorlamalarla ilgilidir. Ancak tüm omurga rahatsızlıklarını bundan ibaret sanmak yanlıştır. Omurgada çeşitli iltihaplanmalar, romatizmal hastalıklar, kemik erimesi ve hatta tümörler nedeniyle de ağrılar olabilir. Hareketle azalan, istirahatle geçmeyen ve sabaha karşı daha fazla artıp uyandıran bel &#8211; boyun ağrılarında mutlaka bir uzman hekime başvurup gerekli incelemeleri yaptırmak gerekir.</p>
<p><strong>Bel Fıtığı Nedir, Nasıl Olur?</strong></p>
<p>Omurlar arasında yer alan diskler, elastik özellikleri sayesinde omurganın hareketleriyle ahenkli olarak şekil değiştirirler ve omurgaya binen yükün mümkün olduğu kadar geniş bir yüzeye dağılmasını sağlarlar. Disklerin ortasındaki çekirdeğin milimetrik yer değişimleri sayesinde omurganın yük taşıma kapasitesi daha da artar.</p>
<p>Örneğin sağlıklı bir genç insanın L5 numaralı diski yaklaşık 800 kg.’lık yüke dayanabilir. Fakat ilginç olan nokta, çok daha küçük ağırlıklarla dahi bu sınırın aşılabilmesi ve diskin hasara uğramasıdır. Yaş ilerledikçe omurlarda ve disklerde aşınmalar, yıpranmalar olur ve disklerin dayanıklılığı azalarak fıtıklaşma riski artar. Özellikle ağır bir cismi kaldırırken, kolların vücuda uzaklığı ve omurganın öne eğilme açısı çok önemlidir. Dizleri bükmeden öne doğru uzanarak ağır kaldırma sırasında disklere aşırı miktarda yük biner ve sonuçta disk dokusu zedelenerek içindeki çekirdek arkaya doğru fıtıklaşır.</p>
<p>İşte bel veya boyun fıtığı dediğimiz durum budur. Bu noktadan kol veya bacaklara giden sinirler geçmekte olduğundan, bası olan bölgeye göre kol veya bacak ağrıları ortaya çıkabilir. Diskin sinire bası yapması sonucu oluşan bu ağrılı tabloya bazen duyu ve hareket kusurları da eklenir. Hatta çok ağır vakalarda idrar kaçırma veya ayağı hiç hareket ettirememe gibi sorunlar da çıkabilir. Bel ve boyun fıtığında ağrı, hareketle artar, istirahatle azalır. Bazen ağrıyla birlikte kollarda veya bacaklarda yanma, uyuşma, keçelenme, his kaybı gibi duyusal belirtiler de olabilir.</p>
<p><strong>Bel Ağrısında Tedavi Nasıldır?</strong></p>
<p>Bel fıtığının akut ağrılı döneminde 2-3 gün yatak istirahatı verilebilir fakat bu süreyi daha fazla uzatmak ve haftalarca yatmak doğru değildir. Ağrı kesici ilaçların veya enjeksiyonların yardımı ile ağrının azalmasını müteakip tam gün yatak istirahatini bırakıp basit egzersizlere başlanmalıdır. Bu dönemde uzun süre oturmak da ağrıyı artırabilir. O nedenle kısa yürüyüşler yapıp, yorulunca istirahat etmek daha uygundur. Akut ağrılı ilk 1 aydan sonra fizik tedavi programına başlamak ta yarar vardır. Kapsamlı bir fizik tedavi programında ağrılı bölgeye infraruj veya sıcak paketler gibi yüzeyel ısıtıcıların yanı sıra ağrı kesici elektrik akımları ve ultrason gibi yüksek frekanslı ses dalgalarıyla kas ve kemik dokuları etkilenerek rahatlama sağlanabilir.</p>
<p>Belirgin sinir basısı olan durumlarda traksiyon tedavisi de programa eklenir. Traksiyon, elektrikli bir sistem vasıtasıyla, boyun veya bel omurgasının çekilerek yapılan bir tedavi yöntemidir. Bu şekilde omurların arası açılarak fıtıklaşan diskin kısmen veya tamamen geri gelmesi ve böylelikle sıkışan sinir kökünün rahatlaması amaçlanır. Boyun bölgesi için genellikle 10-15 kilogramlık bel bölgesi için 25- 35 kilogramlık çekme kuvvetleri uygulanır.</p>
<p>Bu tedavilerden sonra ağrılar azalır ve hasta daha rahat hareket etmeğe başlar. Bu dönemde artık bel ve karın egzersizlerine başlamak gerekir. Ağrılar azaldıkça hareketlerin sayısı ve derecesi giderek artırılmalıdır. Bel hareketleri tamamen normal ve ağrısız yapılmaya başlanınca mevsimine göre deniz &#8211; havuz veya kaplıca gibi hidroterapi olanaklarından istifade edilebilir. Kaplıcaya giderken mutlaka bir uzman hekime danışmak gerekir. Özellikle kalp rahatsızlığı, kontrolsüz hipertansiyon, kontrolsüz şeker hastalığı veya böbrek hastalığı olanların çok dikkatli olmaları gerekir. Havuz veya kaplıca gibi ortamlarda sadece suya girmek yeterli değildir. Su içinde hareketsiz durmak yerine aktif su içi egzersizleri yapılmalıdır. Akut ağrılı dönemde korse giymeleri tavsiye edilebilir. Ancak, bel kaslarının daha fazla zayıflamasına yol açtığından, korsenin uzun süre kullanılmasından kaçınılmalıdır.</p>
<p><strong>BEL- BOYUN FITIKLARINDAN KORUNMAK İÇİN UYULMASI GEREKEN KURALLAR NELERDİR?</strong></p>
<p>1.Duruş, oturuş ve çalışma pozisyonlarına dikkat edin.</p>
<p>2. 5 kg.dan daha fazla ağır kaldırmayın.</p>
<p>3. Yerden bir şey alırken dizlerinizi bükerek olabildiğince yaklaşın, öne eğilmeyin.</p>
<p>4. Sigara içmeyin; sigara disklerin dolaşımını bozarak dayanıklılığını azaltır.</p>
<p>5. Araba kullanırken direksiyona doğru eğilmeyin, bel kavisini destekleyin, uzun yolda sık ara verip kısa yürüyüşler yapın.</p>
<p>6. Sert yatakta sırtüstü veya yan yatın, yüzüstü yatmayın.</p>
<p>7. Doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayın.</p>
<p>8. Uzun süre aynı pozisyonda kalmayın.</p>
<p>9. Hızlı yürüme, veya yüzme gibi kondisyon egzersizleri yapın.</p>
<p>10. Ani ve zorlayıcı hareketler yapmayın.</p>
<p>11. Fazla kilolardan kurtulun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlaralemi.com/bel-agrisi-hafife-alinmamali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/belfitigi-300x122.jpg" length="14291" type="image/jpg" /><media:content url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/belfitigi-300x122.jpg" width="300" height="122" medium="image" type="image/jpeg" />	</item>
		<item>
		<title>Tüp bebek tedavisinde bilinmesi gereken 10 temel başlık</title>
		<link>http://www.kadinlaralemi.com/tup-bebek-tedavisinde-bilinmesi-gereken-10-temel-baslik.html</link>
		<comments>http://www.kadinlaralemi.com/tup-bebek-tedavisinde-bilinmesi-gereken-10-temel-baslik.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 15:51:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeci kliniği]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeci kliniği nerede]]></category>
		<category><![CDATA[doktor mustafa bahçeci]]></category>
		<category><![CDATA[dr. mustafa bahçeci]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamile kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa bahçeci]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek tedavisinde bilinmesi gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek yaparken nelere dikkat edilmeli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlaralemi.com/?p=2845</guid>
		<description><![CDATA[Tüp bebek tedavisinde çok hızlı ilerlemeler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, önemli olanın yeni tekniklerin hangi çiftlere, ne zaman, nasıl uygulanacak olduğunu belirtiyor ve tüp bebekle ilgili merak edilenleri açıklıyor. Tüp bebek uygulamalarının öncülerinden olan Prof. Dr. Mustafa Bahçeci tüp bebek yapmak isteyen ailelere şu uyarıda bulunuyor: “Tüp bebek tedavi yöntem ve uygulamaları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tüp bebek tedavisinde çok hızlı ilerlemeler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, önemli olanın yeni tekniklerin hangi çiftlere, ne zaman, nasıl uygulanacak olduğunu belirtiyor ve tüp bebekle ilgili merak edilenleri açıklıyor.</p>
<p>Tüp bebek uygulamalarının öncülerinden olan Prof. Dr. Mustafa Bahçeci tüp bebek yapmak isteyen ailelere şu uyarıda bulunuyor: “Tüp bebek tedavi yöntem ve uygulamaları baş döndürücü hızla gelişiyor. IMSI, Embriyoscope, dondurma teknikleri bunlardan bazıları. Önemli olan yeni tekniklerin hangi çiftlere, ne zaman, nasıl uygulanacağıdır. Ailenin yenilikleri takip ederken tedavide güvenilir kurum, deneyimli ekip, merkeze ait &#8216;eve çocuğu canlı olarak götürme&#8217; oranına mutlaka dikkat etmesi gerekir.’’</p>
<p>Prof. Dr. Mustafa Bahçeci&#8217;den tüp bebek tedavisinde ailelerin mutlaka bilmesi ve bu doğrultuda karar vermesi gereken detayları şöyle açıklıyor:<br />
1. Çocuğu olmayan bir çift ne zaman doktora gitmelidir? Kadının yaşı burada çok önemlidir. 35’in altında, çiftin özgeçmişleri ve aile öykülerinde bu konuyla ilgili risk yoksa korunmasız-düzenli bir yıllık cinsel ilişki sonrası gebelik elde edilemiyorsa doktora başvurulmalıdır. Aynı koşullarda kadın 35 yaş üstünde ise 6 ay, 38’in üzerinde ve yumurtalıklarını olumsuz etkileyebilecek kemoterapi veya yumurtalıkla ilgili bir ameliyat geçirmişse, erkekte de sperm değerlerini kötü yönde etkileyecek kemoterapi veya ameliyat öyküsü varsa çiftler derhal doktora gitmelidir.</p>
<div><strong>2. Aşılama denenmeden tüp bebek tedavisi doğru mudur?</strong></div>
<div>İnfertilite (kısırlık) nedenine bağlı olarak bazı hastalarda aşılama öncesi yumurtlama uyarısı veya aşılama gibi üremeye yardımcı yöntemler uygulanmalıdır. Bu grup hastalarda ancak bu yöntemlerin başarısızlığı durumunda tüp bebek tedavisine geçilir. Ancak belirli bir grup hastada ise diğer yöntemlerin başarı ihtimali ya hiç yoktur ya da çok düşüktür. Bu hasta grubunda tüp bebek ilk seçenek olmalıdır.</div>
<ul>
<li>Her iki tuba uterinası (tüpleri) tıkalı olan kadınlar,</li>
<li>Azospermi olguları (erkekte sperm olmaması)</li>
<li>İleri kadın yaşı (örneğin 38 yaş üstü kadınlar) doğrudan tüp bebek uygulanması gereken çiftlerdir.</li>
</ul>
<div><strong>3. Tüp bebek tedavisinde hangi sırayla hangi testler yapılır?</strong></div>
<div>Kısırlık araştırması çiftlere eş zamanlı olarak yapılmalıdır. Başlangıç aşamasında yapılan temel testler şunlardır: <strong>a.</strong> Erkeğe sperm testi,    <strong>b.</strong>Kadının yumurtlamasının araştırılmasına yönelik kan (hormon) testleri,      <strong>c.</strong> Kadının tüplerinin açık ve rahim içerisinin normal olup olmadığının araştırılmasına yönelik testler. Bu amaçla en sık ilaçlı rahim röntgen filmi (Histero-salpinga-grafi, HSG) çekilir. <strong> </strong></div>
<div></div>
<div><strong>4. Tüp bebekte başarı oranı nedir?</strong></div>
<div>Tüp bebekte başarı oranı birden fazla ölçütle değerlendirilir.<br />
<strong>1- Fertilizasyon (laboratuvarda döllenme) oranı: </strong>Bu oran iyi laboratuvarı olan merkezlerde %80’in üzerinde olmalıdır.<br />
<strong>2- Biokimyasal gebelik (kanda gebelik testinin pozitif çıkması):</strong> Bu oran %50 civarındadır.</div>
<div></div>
<div><strong>3- Ultrasonografi ile görüntülenebilen ve takip edilen gebelik oranı:</strong></div>
<div>Bu oran %40 civarındadır.</div>
<div><strong>4</strong><strong>- Eve canlı çocuk götürme oranı:</strong> Bu oran ise %30 civarındadır. Hastaları ilgilendiren temel değerin de sonuncusu olması gerekir. Üç başarısız deneme sonrası aileler için gebelik elde etme oranını maalesef çok artırmaz. Preimplantasyon genetik tanı (embriyo transferi öncesi genetik araştırma), co-culture (laboratuvar ortamında suni ana rahmi oluşturulması), sperm seçim yöntemlerinin değiştirilmesi gibi ek uygulamalar yapılır. Ancak bu yöntemlerin de başarıyı anlamlı oranda artırdığına dair yeterli kanıt henüz yoktur. Benim şahsi tecrübelerime göre bu hastalara blastosist transferi önerilmeli ve bu hastalarda eğer embriyoları blastosiste gitmiyorsa transfer yapılmamalıdır. Böylece hastanın, transfer sonrası boşu boşuna büyük ümitlerle beklemesinin önüne geçilmiş olur.</div>
<p>&nbsp;</p>
<div><strong>5. Blastosist transferi nedir? Hangi durumlarda bu yönteme başvuruluyor?</strong></div>
<div>
<p>Günler boyunca gelişip hücre sayılarını artıran embriyolar beşinci günden itibaren iki ayrı hücre tipine ayrılarak aralarında bir sıvı biriktirir. Bu embriyolara ‘blastosist’ denir. Ne yazık ki her embriyo bu aşamaya kadar gelişimini devam ettiremez, daha erken bir dönemde gelişimini durdurur. Sadece o embriyoyu oluşturan sperm ve yumurta kaliteleri fazla düşük değilse embriyo gelişimine devam eder, aksi halde vücut savunma mekanizmasının bir sonucu olarak düşük kaliteli hücrelerin birleşmesiyle oluşan embriyoların gelişimlerini daha erken bir dönemde durdurur. Yapılan çalışmalar, blastosist evresine ulaşmış embriyoların dahi bir bölümünün gebelik oluşumuna ya da gebeliğin devamına izin vermeyecek kadar düşük kaliteli hücreler içerdiğini göstermiştir. Ancak bu oran erken dönemde gelişimini durduranlara oranla çok daha düşüktür.</p>
<p>Sonuç olarak, hastaya blastosist transfer etmek gebelik şansını artırmak anlamına gelir. Hastaya ne kadar az embriyo transfer edilirse blastosist transfer ederek gebelik şansı o kadar artırılmış olur. Bu nedenle transfer sayısının kısıtlandığı durumlarda blastosist transferi uygulaması başarıyı artırıcı bir etki yapar. Örnek olarak ülkemizde iki yıl önce uygulamaya giren yönetmelik transfer edilen embriyo sayısına kısıtlama getirmiştir. Bu uygulama sonucu tüp bebek sonucu oluşan çoğul gebelikler ki bunlar çok riskli gebeliklerdi, anlamlı olarak azalmıştır. Bu yeni durum bizim merkezlerimiz de dahil olmak üzere bazı kliniklerin daha fazla blastosist transferine yönelmelerine neden olmuştur. Bizim merkezlerimizde artık tüm transferlerin yaklaşık yarısına yakını beşinci günde yapılır. Hastadan yeterli miktarda ve kalitede blastosist elde edilmesi durumunda, tedavilerin başarısız kalma nedeni olarak embriyo dışı nedenlere yönelmek faydalı olacaktır.</p>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<div><strong>Neden tüm embriyolar blastosist aşamasına kadar bekletilip ondan sonra transfer edilmiyor? </strong></div>
<div>Bu sorunun yanıtında da blastosist transferlerinin dezavantajlarından söz etmemiz gerekir. Bugün tüp bebek uygulama teknolojileri ne kadar gelişirse gelişsin unutmamalıyız ki insan vücudunun sofistike ve mükemmel mekanizmasını bire bir taklit edebildiğimizi söylemek çok güçtür. Zira insan vücudu ve biyolojisiyle ilgili bilgimiz ne kadar artarsa, bilmediklerimizin ve yeni soruların farkına varmaya devam ediyoruz. Sonuç olarak embriyoları laboratuvar şartlarında uzun süre bekleterek blastosist evresine ulaşmalarını beklerken onları daha erken bir dönemde vücudun doğal ortamına bırakarak orada gelişmelerini sağlamalarına göre ne kadar ödün verdiğimizi bilmiyoruz.<br />
Özetle kendimize su soruyu soruyoruz:</div>
<div></div>
<div><strong>Bu embriyo blastosist oluşturmadı, acaba ben bu embriyoyu gelişiminin daha erken bir döneminde rahme vermiş olsaydım acaba orada blastosiste ulaşacak mıydı? </strong></div>
<div>İşte blastosist transferinin riski budur, bu nedenle her vakada uygulanmaz. Elimizde bu riski karşılayacak sayıda embriyo olması ya da dediğim gibi, ne olursa olsun embriyoların uzun dönem gelişimlerini izlememizi gerektirecek gerçek sebepler olması lazımdır.</div>
<div></div>
<div><strong>6. Sperm seçiminde yenilikler nelerdir?</strong></div>
<div>Günümüzde sperm kalitesi dendiğinde artık eskiden olduğu gibi sperm sayısı, hareketliliği, şekli gibi parametreleri düşünmüyoruz. Biliyoruz ki spermin gerçek kalitesi yukarıdaki soruda da anlattığım gibi onun kalıtsal yapısı ve bu yapının çevresel faktörlerden ne kadar etkilendiğidir. Çünkü embriyo gelişimine spermin asil katkısı bunlardır. Geleneksel sperm tetkik parametreleri ile bahsettiğim kalıtsal özelliklerin durumu arasında direk bir ilişki gösterilmemiştir.<br />
Artık sperm analizi yaparken embriyo gelişimine etki edecek gerçek kalitelerinin durumunu anlamaya çalışıyoruz.</div>
<p><strong>Önemli olan kalıtsal özellikleri en az hasar görmüş, mümkünse hiç görmemiş spermleri seçebilmek ve yumurta hücresi ile bunların birleşmesini sağlayabilmektir. </strong><br />
Sperm hücresinin yüksek büyütmede seçilmesi (IMSI), bazı moleküllere bas kısmının bağlanması ya da bağlanmaması yoluyla seçimleri (PICSI ya da MACS benzeri yöntemler) bu amaçla kullanıma girmiştir. Ne yazık ki, bu seçim yöntemlerinin geçerliliği tam anlamıyla ve en doğru bilimsel yöntemlerle henüz kanıtlanmamıştır. Bunun için daha zamana ihtiyaç duyulur. Gene de bizim laboratuvarlarımız da dahil olmak üzere bu tip yenilikleri kullanıp hastaların gebe kalma olasılıklarını artırmaya çalışan çok sayıda merkez bulunuyor.<br />
<strong><br />
7. Genetik incelemelere ne zaman ihtiyaç duyulur? </strong><br />
Genetik incelemelere kesin ihtiyaç duyulan durumlardan ilki; ailede kalıtsal yolla geçen, doğacak bebeğe intikal edebilecek ve sorumlu kromozom ya da gen bölgesinin bilindiği durumlardır. Bu bölge ya da kromozomlar embriyolar üzerinde incelenip hastalıksız embriyolar transfer edilebilir. Bir diğer durum tekrarlayan gebelik kayıpları, yani art arda düşük yapma ya da tam tersi tekrarlayan başarısızlıklardır.</p>
<p>Her iki durumda da bazen embriyoların genetik olarak problemli olmaları sorunun kaynağı olabilir. Dolayısıyla çiftlere tüp bebek tedavisine başlamadan önce detaylı olarak tetkik yapılmalı ve embriyoların genetik problemi dışında aynı soruna neden olabilecek diğer nedenler ayıklanmalıdır. Bundan birkaç yıl önce kadının ileri yaşı, ileri sperm problemleri (çok kısıtlı sayıda sperm bulunması ya da hiç olmaması) gibi durumlarda da embriyo üzerinde genetik incelemelere ihtiyaç duyulur denirdi. Günümüzde bu bakış acısı biraz daha gevşemiş gibi duruyor.</p>
<p><strong>8. Tüp bebek tedavi yöntemlerindeki yenilikler nelerdir? </strong><br />
En güncel tekniklerden biri embriyoların dinamik takibidir (Embriyoscope). Bu tekniği Türkiye’ye ilk defa bizim ekibimiz getirdi ve en çok da bizim laboratuvarlarımızda uygulanıyor. Artık embriyolar takipleri süresince çok kısıtlı bir zaman dilimindeki görüntüleri ile değil, her 15-20 dakikada bir yedi bölgeden alınan görüntülerinin birleşmeleri ile oluşan videolar ile inceleniyor, kaliteleri bu verilere göre saptanıyor.</p>
<p>Bu demektir ki artık embriyoların gelişimleri hakkında çok daha fazla elimizde bilgi birikiyor. Tüp bebek uygulamalarının başladığı yıllardan bu yana ilk kez embriyo gelişimi hakkında bu kadar fazla veri toplayabildik ve elimizdeki bu bilgiler çok değerli. Şu anda Türkiye’den bizim dahil olduğumuz uluslararası bir bilim grubu bu veriler üzerinde çalışmalarına devam ediyor.<br />
<strong><br />
Yeniliklerle başarı şansı ne kadar artıyor?</strong><br />
Bu sorunun cevabı için biraz daha beklememiz gerekiyor. Ancak embriyo seçimi için sunulan dinamik izleme tekniği gerçekten başarı sansını artırıyor. Ancak burada dikkatli olunması gereken nokta şu ki, birkaç farklı şekilde dinamik embriyo takibi yapılabiliyor ve bunların hepsi aynı sonucu vermiyor.</p>
<p>Bizim kullandığımız sistem şu anda dünyada bulunan en sofistike dinamik takip sistemidir. Biz ve bizim kullandığımız sistemi kullanan diğer merkezler (şu anda dünyada 100 dolayında var) başarı oranlarının arttığını gösterdiler. Umudum, bu sistemin diğerleri ile bilimsel karsılaştırmasını yapan bilimsel çalışmaların bir an önce yayınlanması ve farkın kanıtlanmasıdır.<br />
<strong><br />
9. Dondurma tekniğinde son aşama nedir?</strong><br />
Günümüzde iki farklı dondurma tekniği var; yavaş ve hızlı.<strong></strong></p>
<p>Beş yıl öncesine kadar yavaş dondurma daha çok uygulanırken günümüzde hızlı dondurma tekniği tercih ediliyor.<br />
Çünkü bu teknikle embriyoların tamamının, yani tüm hücrelerinin hiç hasarsız canlıklarını devam ettirmeleri ihtimali daha yüksek. Bu da doğal olarak başarı oranlarına yansıyor.</p>
<p>Bize başvuran çiftlerden aldığımız izlenim, dondurma-çözdürme işlemlerine biraz çekingen yaklaştıklarıdır. Oysa tüp bebeğin geleceği dondurma-çözdürme işlemlerinde. Çünkü artık uluslararası anlamda başarı bir çifte uygulanan birkaç tedavi sonrası elde edilen gebelik oranı olarak ölçülüyor. Doğal olarak bu birkaç tedavinin içinde dondurma-çözdürme sikluslarının olması istenen bir durum, zira her tedavide kadına yeni baştan hormon vererek yumurtalıkları uyarmak yerine bir seferinde elde edilen birkaç kaliteli embriyonun saklanarak sonraki uygulamalarda bunların çözdürülerek transferi daha çok istenen bir durum.</p>
<p>Üstelik dondurma-çözdürme tedavilerinin bir avantajı daha var; bazen yumurtalıkların uyarıldığı tedavilerde kullanılan ilaçlar yumurtaları büyütürken rahim dokusunun embriyoyu kabul etme mekanizmasına zarar verebiliyor.</p>
<p><strong>Oysa dondurma-çözdürme tedavilerinde rahim dokusu diğer duruma göre çok daha doğal halinde ve embriyoyu kabul etme mekanizması zarar görmemiş oluyor.<br />
</strong><br />
Bugün dünyada birçok merkez rahmin bu durumunu transfer öncesinde değerlendirip, çiftin gebelik şansını artırabilmek adına, elde ettiğimiz tüm embriyoları donduruyor ve bir sonraki ay rahim doğal haline kavuştuğunda çözdürüp transfer ediyor. Bu uygulamanın geçerliliği ve çifte faydası artık bilimsel yayınlarla ispat edildi. Kısaca özetlemem gerekirse, dondurma-çözdürme teknikleri merkezlerin toplam başarılarında önemli bir yer tutar. Hastalar bu parametreyi çok iyi incelemelidir.<br />
<strong>10. Tüp bebek denemesi kaç kez tekrarlanmalıdır? </strong></p>
<p>İstatistiksel olarak tüp bebek tedavisine başvuran çiftlerin %95’i<strong> üç kez</strong> tekrarlamalıdır. Geri kalan %5’i içinse bir sınır yoktur. Bize başvuran bir hasta gebe kaldığında önceden dışarıda 16 deneme yapmıştı. Bu çift yüzde 5&#8242;lik dilimdeydi. Ama bilimsel yayınlar gösteriyor ki, tüp bebek tedavisine giren çiftlerin yüzde 95&#8242;i ilk üç denemeden sonra gebelik şanslarını anlamlı olarak artıramıyorlar.</p>
<p>Pudra.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlaralemi.com/tup-bebek-tedavisinde-bilinmesi-gereken-10-temel-baslik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/bebek3-300x122.jpg" length="8933" type="image/jpg" /><media:content url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/bebek3-300x122.jpg" width="300" height="122" medium="image" type="image/jpeg" />	</item>
		<item>
		<title>Göbek eritme hareketleri</title>
		<link>http://www.kadinlaralemi.com/gobek-eritme-hareketleri.html</link>
		<comments>http://www.kadinlaralemi.com/gobek-eritme-hareketleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 00:16:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet & Fitness]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[göbek eritme]]></category>
		<category><![CDATA[karın egzersizleri]]></category>
		<category><![CDATA[karın hareketleri]]></category>
		<category><![CDATA[karın için spor]]></category>
		<category><![CDATA[karın zayıflatma]]></category>
		<category><![CDATA[karında baklava]]></category>
		<category><![CDATA[karnı sıkılaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[pratik karın hareketleri]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlaralemi.com/?p=2841</guid>
		<description><![CDATA[Karnınızdaki çıkıntıdan kurtulmak, sıkı bir karna sahip olmak istiyorsanız Spor Eğitmeni Barış Kaymak’ın önerdiği göbek eritme egzersizlerini uygulamalısınız. Düz ve sıkı bir karna sahip olmak herkesin hayali. Bunun için yediklerinize dikkat etmenin yanı sıra bazı egzersizleri de uygulamanız gerekiyor. Spor Eğitmeni Barış Kaymak, göbeksiz bir vücuda kavuşmak isteyen Pudra.com okuyucuları için karın eritme egzersizlerini açıklıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Karnınızdaki çıkıntıdan kurtulmak, sıkı bir karna sahip olmak istiyorsanız Spor Eğitmeni Barış Kaymak’ın önerdiği göbek eritme egzersizlerini uygulamalısınız.</p>
<p>Düz ve sıkı bir karna sahip olmak herkesin hayali. Bunun için yediklerinize dikkat etmenin yanı sıra bazı egzersizleri de uygulamanız gerekiyor.</p>
<p>Spor Eğitmeni Barış Kaymak, göbeksiz bir vücuda kavuşmak isteyen Pudra.com okuyucuları için karın eritme egzersizlerini açıklıyor.</p>
<p><strong>1. hareket: Swiss ball abdominal crunch</strong> Bel çukurunuz topa değecek şekilde topun üzerine uzanın. Ellerinizi arkada birleştirip tam başınızın arkasını destekleyecek şekilde koyun, nefes vererek gövdenizi yukarıya kaldırın. Ve nefes alarak tekrar ilk pozisyonunuza gelin.<br />
Hareketi uygularken olabildiğince topu sabit tutmaya çalışın.</p>
<p><strong>2. hareket: Vertical leg crunch</strong> Yere düz bir şekilde uzanın ve ayaklarınızı mümkn olabildiğince düz bir şekilde yukarı kaldırın. Ellerinizi arkada birleştirip tam başınızın arkasını destekleyecek şekilde koyun. Nefes vererek kürek kemiklerinizin yerle ile bağlantısını bozacak şekilde gövdenizi yukarı kaldırın ve tekrar ilk pozisyonunuza geri dönün.<br />
Hareketi uygularken çenenizi gövdenize yakınlaştırmamaya dikkat edin.</p>
<p><strong>3. hareket: Plank</strong> Yüz üstü yere düz bir şekilde uzanın. Dirseklerinizi  90 derecelik bir açı oluşturacak şekilde bükerek yere koyun. Avuç içleriniz yerde açık ya da yumruk şeklinde yerle temasta olabilir. Vücudunuzu düz bir çizgi şeklinde ayak parmak uçlarınızdan destek alarak yukarı kaldırın.</p>
<p>Kalça, sırt ve boyun kısımlarınızın düz bir çizgi şeklinde olması bu harekette çok önemli. Hareketi uygularken olabildiğince sabit kalmaya ve kıpırdamamaya çalışın.</p>
<p>Hareketi biraz daha zorlaştırmak isterseniz bir ayağınızı yukarı kaldırın ve bir süre sonrada diğer ayağınızı kaldırın. 20-30 saniye uygulayıp dinledikten sonra tekrar uygulayabilirsiniz.</p>
<p><strong>4. hareket: Seated oblique twists</strong> Bu hareketi medicine ball (jimnastik topu) ya da dumbell (ağırlık) yardımıyla yapabilirsiniz.<br />
Yere oturun ve medicine ball‘u gövdenizin 20-25 cm önünde tutun. Ayaklarınızı yerden kaldırın. Bu pozisyonda kalın ve gövdenizi hareket ettirerek topu sağ ve sol tarafa döndürün.</p>
<p>Vücudunuzun üst bölgesinin 45 derecelik bir açı almasına özen gösterin.</p>
<p><strong>5. hareket: Nose-to-knee crunch</strong> Ellerinizi topun üzerine koyun, parmak uçlarınızda yükselerek sağ dizinizi karnınıza doğru çekin. Tekrar ilk pozisyonunuza gelip tekrar sol dizinizi karnınıza doğru çekin.</p>
<p>Hareketi uygularken olabildiğince topu sabit tutmaya çalışın. Bu 5 hareket karnınızın daha sıkı ve kuvvetli olmasını sağlayacaktır.</p>
<p><strong>Unutmayın!</strong><br />
Hedefiniz karın kaslarınızın üzerindeki yağ tabakasından kurtularak düz bir karna sahip olmaksa bu 5 hareketin dışında muhakkak haftada en az 3-4 gün uygulayacağınız bir egzersiz programına sahip olmanız gerekir.</p>
<p>Pudra.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlaralemi.com/gobek-eritme-hareketleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/zayiflamasporfitnes-300x122.jpg" length="10117" type="image/jpg" /><media:content url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/zayiflamasporfitnes-300x122.jpg" width="300" height="122" medium="image" type="image/jpeg" />	</item>
		<item>
		<title>Bebeğinizin cinsiyetini tahmin edin</title>
		<link>http://www.kadinlaralemi.com/bebeginizin-cinsiyetini-tahmin-edin.html</link>
		<comments>http://www.kadinlaralemi.com/bebeginizin-cinsiyetini-tahmin-edin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 00:01:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğin cinsi]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğin cinsiyetini tahmin etme]]></category>
		<category><![CDATA[bebek cinsiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[cinsini öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyetini bulma]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyetini öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlaralemi.com/?p=2835</guid>
		<description><![CDATA[Her anne baba çocuğunun cinsiyetini merak eder, buda en doğal hakkıdır&#8230; Peki bebeğinizin cinsiyetini tahmin edebilirsiniz desek ne dersiniz? İşte bebeğinizin cinsiyetini yüksek oranda tahmin etmenin yolları; Herkes ister tabi cinsiyetini bilmediğiniz yavrunuzun cinsiyet tahminini yapmak artık çok daha kolay. Sizlere bahsedeceğimiz bazı ipuçları yavrunuzun hangi cinsiyete daha yatkın olduğunu %60 oranında anlamanızı sağlamaktadır. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Her anne baba çocuğunun cinsiyetini merak eder, buda en doğal hakkıdır&#8230; Peki bebeğinizin cinsiyetini tahmin edebilirsiniz desek ne dersiniz? İşte bebeğinizin cinsiyetini yüksek oranda tahmin etmenin yolları;</strong></span></p>
<p>Herkes ister tabi cinsiyetini bilmediğiniz yavrunuzun cinsiyet tahminini yapmak artık çok daha kolay. Sizlere bahsedeceğimiz bazı ipuçları yavrunuzun hangi cinsiyete daha yatkın olduğunu %60 oranında anlamanızı sağlamaktadır. Bu sebeple cinsiyetini tahmin etmek kadar güzel bir şeyin olamayacağını düşünüyoruz.</p>
<p>Eğer bebeğinizin cinsinin erkek olduğunu düşünüyorsanız ve hamileliğinizin başlangıcında hastalıkla karşılaşmıyorsanız, kalp atış hızı 140 dan daha az ise, bebeğin ağırlığı karnınızın ön bölümüne yatkın ise,ekşi,tuzlu,et ve peynir gibi şeylere aş eriyorsanız, ayaklarınızın soğukluğu sizi daha çok etkiliyorsa, idrarda gözle görülür bir renk koyuluğu başlamış ise bu sizin bebeğinizin erkek cinsiyetine daha yatkın belirginlikler olduğunu gösterir. Hamileliğin size güzellik kattığı gerçeğini de unutmayın. Genellikle erkek cinsiyetinin belirginliklerinden bir diğer farklı özellik ise uyurken yastığınızın kuzeye bakarak uyumanız doktorların gözlerinden kaçmamıştır.</p>
<p>Eğer bebeğinizin cinsiyetini kız olarak hissediyorsanız şu ipuçları ile karşılaşabilirsiniz. Gebeliğin ilk zamanlarında yaşadığınız rahatsızlıklar olacaktır. Saçlarınızda oluşacak kırmızı parlak noktalar da dikkatinizden kaçmayacaktır. Sürekli tatlıya olan bir düşkünlük canınızın tatlı ve şekerli şeylerin çekmesini sağlayacak. Bunun yanında aş ereceğiniz şeyler portakal suyu, meyve, olacaktır. Hamilelik sayesinde eski güzelliğinize kavuşamayabilirsiniz. Koyu sarı bir idrara sahip olacaksınız.</p>
<p><strong><a title="kadın haberleri" href="http://www.kadinlaralemi.com">Kadın Haberleri</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlaralemi.com/bebeginizin-cinsiyetini-tahmin-edin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/cinsiyet-300x122.jpg" length="11055" type="image/jpg" /><media:content url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/cinsiyet-300x122.jpg" width="300" height="122" medium="image" type="image/jpeg" />	</item>
		<item>
		<title>11 soruda lazer epilasyon</title>
		<link>http://www.kadinlaralemi.com/11-soruda-lazer-epilasyon.html</link>
		<comments>http://www.kadinlaralemi.com/11-soruda-lazer-epilasyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 23:10:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Lazer Epilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[epilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[lazer epilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[lazer epilasyon nedir]]></category>
		<category><![CDATA[lazer hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[lazer uygulamaları]]></category>
		<category><![CDATA[lazser epilasyon yaptırmak]]></category>
		<category><![CDATA[tüylerden kurtulma]]></category>
		<category><![CDATA[tüylere kesin çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[tüylere kökten çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[vücut bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlaralemi.com/?p=2832</guid>
		<description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündar, erkeklerin en çok sırt, elmacık kemiği, boyun ve enselerine epilasyon yaptırdığını belirterek 11 soruda epilasyon hakkında merak edilenleri anlattı. Özel İstanbul Medipol Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündar, son yıllarda Türkiye’de erkekler arasında da lazer epilasyonun arttığını söyledi. Dündar, erkeklerin en çok sırt, elmacık kemiği, boyun ve enselerine epilasyon yaptırdığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündar, erkeklerin en çok sırt, elmacık kemiği, boyun ve enselerine epilasyon yaptırdığını belirterek 11 soruda epilasyon hakkında merak edilenleri anlattı.</h2>
<p>Özel İstanbul Medipol Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündar, son yıllarda Türkiye’de erkekler arasında da lazer epilasyonun arttığını söyledi. Dündar, erkeklerin en çok sırt, elmacık kemiği, boyun ve enselerine epilasyon yaptırdığını belirterek 11 soruda epilasyon hakkında merak edilenleri anlattı:</p>
<p><strong>Lazer epilasyonun vücuda herhangi bir zararı var mı? </strong><br />
Lazer epilasyonda uygulanan ışınlar sadece orta deriye kadar ulaşır. Deri altında ve iç organlara yayılması söz konusu değildir. Lazer ışını yayılan bir ışın değildir. Sadece atış bölgesinde sadece belli bir derinliğe kadar etki eder.<br />
<strong><br />
Derinin yanmaması için neler yapılıyor? </strong><br />
Derinin yanmaması için soğutma sistemleri kullanılıyor. Geçmişte soğuk jellerle bu soğutma sağlanırken günümüzde soğuk hava üreten kriyo cihazları ile deri yüzeyi soğutulmakta, bu sayede cildin ısıdan zarar görmesi engellenmektedir.<br />
<strong><br />
Epilasyon iz bırakır mı?<br />
</strong> Lazer epilasyon doğru enerjiler yani cilt ve kıl tipine uygun enerji kullanıldığı zaman kesinlikle iz bırakmaz. Sadece epilasyon bölgesinde yaklaşık yarım ya da bir saatte kaybolan bir eritem yani kızarıklık oluşabilir. Bronz tene uygulama yapmamak gereklidir. Bronz tene uygulama yapıldığı zaman yaklaşık 6 ayda kaybolan beyaz lekeler oluşabilir.</p>
<p><strong>Epilasyon benlere geldiğinde zararı oluyor mu? </strong><br />
Lazer epilasyon benler üzerine denk gelmemelidir. Özellikle koyu renkli benlerde lazer ışını yapısal değişikliğe sebep olabilir, yine ben üzerinde yanık-kabuklanma oluşabilir.</p>
<p><strong>Erkekler en çok hangi bölgelere epilasyon yaptırıyor? </strong><br />
Erkekler en çok sırt, elmacık kemiği üzeri, boyun ve ense bölgelerine epilasyon yaptırıyor. Günümüzde epilasyon yaptıran erkek sayısında ciddi artış mevcut.</p>
<p><strong>Genital bölge tüylerinin epilasyonunda nelere dikkat ediliyor?  </strong><br />
Halk arasında genital bölgeye yapılan epilasyonun zararlı olduğu konusunda bir inanç var. Bu doğru değil. Genital bölgeye atılan lazer ışını da orta deriden daha aşağıya ilerleyemez. Bu nedenle yumurtalıkları, rahmi etkilemesi, kısırlık yapması kesinlikle söz konusu değildir.</p>
<p><strong>Herkes lazer epilasyon yaptırabilir mi?<br />
</strong> 14-15 yaşından itibaren lazer epilasyon yaptırabilir. Yalnız bu yaşlarda ergenlik sebebiyle hormonlar oldukça aktif olduğu için daha fazla sayıda epilasyon seansına ihtiyaç duyulur.</p>
<p><strong>Laser epilasyonda en son yöntemler nelerdir?<br />
</strong> Lazer epilasyonda kullanılan lazer sistemleri oldukça sık değişmekte, her yıl yeni formatta  makineler ortaya çıkmaktadır. Epilasyon amacıyla kullanılan en başarılı lazerler, Alexander lazer, Nd yağ lazer ve day lazerdir.</p>
<p><strong>Kadınlar en çok hangi bölgeleri için epilasyon talep ediyorlar? </strong><br />
Kadınlar sıklıkla bacak, koltuk altı ve kasık için epilasyon talep etmektedirler. Yine kol ve yüz uygulamaları da yapılmaktadır.</p>
<p><strong>Hangi yaş grubundaki kadın ve erkekler epilasyona rağbet ediyor? </strong></p>
<p>Her yaş grubundan epilasyona yoğun talep mevcut. Ancak günümüzde özellikle gençlerin lazer epilasyona ilgileri artmış durumda.</p>
<p><strong>Epilasyon sonrası cildin bakımı nasıl olmalı? Hayat boyunca yapılması gereken ya da yapılmaması gerekenler var mı?<br />
</strong> Epilasyon sonrası cilt kuruma eğiliminde olacağı için her gün nemlendirici ve yatıştırıcı bir krem uygulamak faydalı olur. Lazer epilasyon günü sıcak banyo, kese yapmamak, sonrasındaki 3-4 gün güneşe maruz kalmamak gerekli. Özellikle yüz uygulamalarında günlük güneş koruyucu krem kullanmak önerilir.</p>
<p>Pudra.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlaralemi.com/11-soruda-lazer-epilasyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/epilasyonbacak-300x122.jpg" length="4421" type="image/jpg" /><media:content url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/epilasyonbacak-300x122.jpg" width="300" height="122" medium="image" type="image/jpeg" />	</item>
		<item>
		<title>Baş ağrısından kurtulmanın yolları!</title>
		<link>http://www.kadinlaralemi.com/bas-agrisindan-kurtulmanin-yollari.html</link>
		<comments>http://www.kadinlaralemi.com/bas-agrisindan-kurtulmanin-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 22:49:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı kesici]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısından kurtulma]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısını önleme]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlaralemi.com/?p=2829</guid>
		<description><![CDATA[ Baş ağrısından kurtulmak o kadarda zor değil, ağrı kesiciler ve ilaçlar yerine yiyeceklerlede baş ağrısından kurtulmak mümkün nasıl mı? İşte cevabı; Günümüzün en azılı hastalık ve rahatsızlıklarından biri olan baş ağrısı sizi hem işinizden hem de mutluluğunuzdan alı koyuyordur. Buna çözüm olarak bilim adamlarının araştırmalarına göre baş ağrısı ile savaşan meyve ve sebzelerin isimlerini sizlerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong> Baş ağrısından kurtulmak o kadarda zor değil, ağrı kesiciler ve ilaçlar yerine yiyeceklerlede baş ağrısından kurtulmak mümkün nasıl mı? İşte cevabı;</strong></span></p>
<p>Günümüzün en azılı hastalık ve rahatsızlıklarından biri olan baş ağrısı sizi hem işinizden hem de mutluluğunuzdan alı koyuyordur. Buna çözüm olarak bilim adamlarının araştırmalarına göre baş ağrısı ile savaşan meyve ve sebzelerin isimlerini sizlerle paylaşarak sizlerinde ağrılarınız karşısında bunları koz olarak kullanmanızı tavsiye ederiz. Peki nedir bu baş ağrısı ile savaşan yiyecekler ?</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Su<br />
</strong></span><br />
Susuzluğun baş ağrısının en önemli nedenlerinden biri olduğunu biliyor muydunuz.Günde alınası gereken iki litre suyun alınmaması takdirde baş ağrısını tetiklemesine ve kasların gerilmesinden dolayı şiddetli bir ağrıya sebep olmaktadır.Siz siz olun gün içinde kendinizi susuz bırakmayınız.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Tahıl<br />
</strong></span><br />
Vücudun ihtiyaç duyduğu magnezyumu içeren en zengin besin olan tahıl asla vazgeçemediklerinizden olmalıdır. Eğer ki benim tahılla pek aram yok diyorsanız diğer magnezyum zengini olan besinler deniz ürünleri, avokado, fındık ve çekirdekten uzak kalmayın.</p>
<p>Bu iki baş ağrısı ile savaşan besinlerin yanında zencefil, somon ve zeytinyağı da sizin olmazsa olmazlarınızdan olmalıdır. Unutmayın ki eksiklikler sorunları sorunlar hastalıkları getirmektedir. Bu yüzden vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besinleri mutlaka kendinizden eksik etmeyiniz.</p>
<p><strong><a title="kadın haberleri" href="http://www.kadinlaralemi.com">Kadın Haberleri</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlaralemi.com/bas-agrisindan-kurtulmanin-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/basagrisi-300x122.jpg" length="8907" type="image/jpg" /><media:content url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/basagrisi-300x122.jpg" width="300" height="122" medium="image" type="image/jpeg" />	</item>
		<item>
		<title>Cem Yılmaz&#8217;ın yeni filminden ilk görüntüler!</title>
		<link>http://www.kadinlaralemi.com/cem-yilmazin-yeni-filminden-ilk-goruntuler.html</link>
		<comments>http://www.kadinlaralemi.com/cem-yilmazin-yeni-filminden-ilk-goruntuler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 19:54:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye'den]]></category>
		<category><![CDATA[cem yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[cem yılmaz film fragmanı]]></category>
		<category><![CDATA[cem yılmaz'ın yeni filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Magnifica Presenza]]></category>
		<category><![CDATA[Magnifica Presenza cem yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Magnifica Presenza fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Magnifica Presenza trailer]]></category>
		<category><![CDATA[sonra ağlayacağım]]></category>
		<category><![CDATA[Sonra Ağlayacağım (Magnifica Presenza)]]></category>
		<category><![CDATA[Sonra Ağlayacağım (Magnifica Presenza) film fragmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Sonra Ağlayacağım (Magnifica Presenza) fragman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlaralemi.com/?p=2813</guid>
		<description><![CDATA[Hayalet Cem Yılmaz Yönetmen Ferzan Özpetek, son filmi Sonra Ağlayacağım (Magnifica Presenza) ile 11 yıl sonra Türkiye&#8217;de kamera arkasına geçti. İtalya, İstanbul ve Mardin&#8217;de çekilen filmin oyuncu kadrosunda ünlü komedyen Cem Yılmaz da yer alıyor. İşte merakla filmin fragmanı izlemek için yukarıdaki videoyu tıklayınız&#8230; Filmleriyle tüm dünyada büyük beğeni toplayan Ferzan Özpetek, çekimleri ağırlıklı olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayalet Cem Yılmaz Yönetmen Ferzan Özpetek, son filmi Sonra Ağlayacağım (Magnifica Presenza) ile 11 yıl sonra Türkiye&#8217;de kamera arkasına geçti. İtalya, İstanbul ve Mardin&#8217;de çekilen filmin oyuncu kadrosunda ünlü komedyen Cem Yılmaz da yer alıyor. İşte merakla filmin fragmanı izlemek için yukarıdaki videoyu tıklayınız&#8230;</p>
<p>Filmleriyle tüm dünyada büyük beğeni toplayan Ferzan Özpetek, çekimleri ağırlıklı olarak İstanbul ve Mardin’de gerçekleşen yeni filmi Sonra Ağlayacağım (Magnifica Presenza) ile 11 yıl sonra Türkiye&#8217;de kamera arkasına geçti. Merakla beklenen filmin fragmanı da nihayet gün yüzüne çıktı.</p>
<p><a title="Cem Yılmaz - Sonra Ağlayacağım" href="http://www.kadinlaralemi.com/galeri/album/546/hayalet-cemyilmaz%27in-ilk-goruntuleri"><img class="aligncenter" src="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/fotoGaleri.jpg" alt="" /></a></p>
<p>Özpetek, Sonradan Ağlayacağım&#8217;da ünlü komedyen Cem Yılmaz&#8217;a da rol verdi. Filmde bir hayaleti canlandıran Yılmaz&#8217;ı şimdiye kadar hiç karşılaşmadığımız bir halde göreceğiz.</p>
<p>Filmin oyuncu kadrosunda Cem Yılmaz&#8217;ın yanı sıra pek çok Türk oyuncu ve Elio Germano, Margherita Buy, Vittoria Puccini, Giuseppe Fiorello, Paola Minaccioni yer alıyor. İtalya&#8217;da 16 Mart&#8217;ta vizyona girecek filmin Türkiye vizyon tarihi 30 Mart. Ferzan Özpetek diğer filmlerinde olduğu gibi, bu filminde de Sezen Aksu şarkıları yer alıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>İşte film fragmanı;</strong></span></p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/DPvqSW0PUFc" frameborder="0" width="560" height="315"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlaralemi.com/cem-yilmazin-yeni-filminden-ilk-goruntuler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/cemyilmazsonraaglayacagim-300x122.jpg" length="14582" type="image/jpg" /><media:content url="http://www.kadinlaralemi.com/wp-content/uploads/cemyilmazsonraaglayacagim-300x122.jpg" width="300" height="122" medium="image" type="image/jpeg" />	</item>
	</channel>
</rss>

